Kanada doğumlu Xavier Dolan’ın gerçekleştirdiği, otobiyografik özellikler taşıyan ilk uzun metraj sinema filmi Annemi Öldürdüm, yetişkinliğe geçiş döneminin gerginliklerini yaşayan gay bir gençle, onun orta yaş bunalımının tüm huysuzluklarını sergileyen annesine odaklanıyor. Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde üç önemli ödül alan film, İstanbul Film Festivali’nde de Radikal Halk Jürisi Özel Ödülü’nü kazandı… Yazının devamı…
2009 Saraybosna Film Festivali’nde en iyi film, başrol oyuncusu Relja Popovic’e en iyi erkek oyuncu FIPRESCI ödülü’nü kazandıran, Cannes Eleştirmenler Haftası‘nda Altın Kamera için yarışan Sıradan İnsanlar, savaş ve insan olma halini sorgularken, savaşı bilinen savaş filmleri şablonundan uzak durarak sunmasıyla dikkatleri çekiyor… Yazının devamı…
Senaristliğini ve yönetmenliğini Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Koray Çalışkan’ın yaptığı, başrollerini Bilge Seçkin, Barış Celiloğlu, Emrah Elçiboğa’nın paylaştığı Esma, kısa film dalında Türkiye’yi bu yıl Cannes Film Festivali’nde temsil edecek. Koray Çalışkan’ın ilk kısa filmi Esma, bu yıl 12-23 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek Cannes Film Festivali’nin Short Film Corner bölümüne seçildi.
Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılan Esma şimdiye kadar yirmiden fazla festivalde gösterildi. Avrupa’nın önde gelen kısa film festivallerinden Tampere Kısa Film Festivali’nde uluslararası yarışmaya kabul edilen Esma, 2010 Hisar Kısa Film Seçkisi’nde de yer alıyor. Esma, geçtiğimiz aylarda da Uluslararası Kahire Film Festivali, IF İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, Akbank Kısa Film Festivali’nde gösterilmişti. Esma, Cannes’daki gösterimin hemen ardından Haziran’da yine Avrupa’nın köklü kısa film festivallerinden bu yıl 38.’cisi gerçekleştirilecek Huesca Uluslararası Kısa Film Festivali’nde yarışacak. Yazının devamı…
Oldboy-İhtiyar Delikanlı filminin yönetmeni Chan-wook Park, geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazandığı Thirst – Kan Arzusu’nda kendine has üslubuyla bir vampir öyküsü anlatıyor… Güney Kore yapımı film, tanımlanamayan bir kanın vücuduna nakledilmesiyle vampire dönüşen bir rahibin, aşkı adına arkadaşını öldürme noktasına gelmesi konu alınıyor… Yazının devamı…
Sıra dışı filmlerin yönetmeni Quentin Tarantino, son filminde 2. Dünya Savaşı sırasında geçen bir intikam öyküsü anlatıyor… Inglourious Basterds / Soysuzlar Çetesi, Almanlar’ın Fransa’yı işgali sırasında yaşanan acıların intikamını almak için bir araya gelen bir grup isyancının öyküsünü, Tarantino’ya özgü hız, heyecan, gerilim ve şiddet unsurlarını bol bol kullanarak anlatıyor…Yazının devamı…
Quentin Tarantino, yıllardır Brad Pitt’le çalışmak istiyordu, Brad Pitt de Tarantino’yla. Sonuçta her şey şanslı bir zamanlama ve bir akşam yemeğinde ayarlandı. Tarantino, o ya da bu şekilde 10 yıldır üzerinde çalıştığı Soysuzlar Çetesi projesinin üzerindeki çalışmaları neredeyse tamamlamak üzereydi. Karakterlerden biri olan Teğmen Aldo Raine, Pitt için biçilmiş kaftandı. Tarantino bunu biliyordu. Ancak “yeryüzündeki en büyük yıldız”ın böyle kısa sürede bir rol için uygun olup olmayacağını bilmiyordu. Yazının devamı…
“Türkiye’nin İlk Online Sinema Dergisi” Sinemalife.com, ağustosta yine zengin bir içerikle okur karşısında. Çektiği her filmi neredeyse ‘kült’ olan Hollywood’un ‘şiddet’ tapusunu elinde bulunduran Tarantino’nun ‘Soysuzlar Çetesi’ bu ayki Sinemalife’ın kapağında yer buldu. Yazının devamı…