Kelime Yayınları’ndan Küçük Dedektif Daniel dizisi
17 Eylül 2009 Yazan Süleyman Şatır
Kategori Haber

Bu büyükler de hiçbir şeyi merak etmiyorlar… Daha önce Kelime Yayınları’ndan çıkan Ada Fransa’da dizisinin de yazarı olan Şule Tankut Jobert, tanıdığımız içten, yalın anlatımını Küçük Dedektif Daniel’de de sürdürüyor ve çocuklarımızın hayal dünyalarına yepyeni gözlerle bakabilmemiz için yine bir fırsat sunuyor.
Akdeniz’in koyu mavi derinliklerinde, deniz kabuklarının, kumların, yosunların arasında ilerlerken bir çocuk sesi duydum. “Sence balıklar konuşabilir mi?” diye sordu bana.
Cevabımı beklemeden yeni sorularla devam etti:
“Akdeniz’in rengi hep değişiyor, neden?
Balıklar suyun dibinde nasıl nefes alıyorlar?
Hiç denizkızı gördün mü sen?
Nice’ten başka şehirlere de uğruyor mu Akdeniz?”
Belli ki karşımdaki Küçük Dedektif Daniel’di. Her şeyi merak eden, hep daha çok şey tanımak ve öğrenmek isteyen Daniel. Ancak o böyle ardı ardına sorular sorar, büyüklerin cevaplarıyla yetinmez, düşünüp kendine özgü cevaplar bulurdu her soruya.”
Ayın Pili Bitmiş
Küçük Dedektif Daniel dizisinin ilk kitabı, Ayın Pili Bitmiş‘in önsözünde, Daniel’i böyle tanıtıyor yazar Şule Tankut Jobert. Daniel, Fransa’da, Nice’te yaşayan ve hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmeyen, sürekli sorarak araştıran bir erkek çocuğu. Bu yüzden ailesi ve arkadaşları ona Dedektif Daniel diyor.
Ayın Pili Bitmiş‘te, Daniel’in okula gitmeden önce evde, ailesi ve komşularıyla yaşadıkları anlatılıyor. Üst katlarında oturan Amerikalı komşu kızları Robin’in de katılmasıyla Daniel’in dünyası daha bir güzelleşerek büyüyor. Daniel büyüklerin dünyasında çok normal ve sıradan görünen her şeyin aslında farklı nedenleri olduğunu düşünüyor ve ilginç sorular soruyor. Zaman zaman sorduğu sorularla ailesini zor duruma düşürse de anne ve babası onun sorduğu sorulara hep sabırla cevap veriyor. Daniel, teyzesinin dünyaya getireceği Vincent’ı da büyük bir sabırsızlıkla bekliyor. Çünkü Vincent’ın da kendisi gibi dedektif olmasını istiyor.
Sivrisinek Dikiş Dikebilir
Dizinin ikinci kitabı olan Sivrisinek Dikiş Dikebilir, Küçük Dedektif Daniel’in ilkokula hazırlık sınıfında arkadaşlarıyla yaşadıklarını anlatarak başlıyor. Daniel, annesinin babası olan Vefa dedesinin Türk ve İstanbullu olduğunu öğrendiği günden itibaren İstanbul’u görmeyi çok istiyor. Böylece tüm aile, biraz da Daniel‘in ısrarları sonucunda, İstanbul’daki akrabaları ziyaret etmeye karar veriyor.
Daniel İstanbul’da Fransızlarla Türklerin birbirinden çok farklı olduğunu görüyor ve iki ayrı kültüre sahip olmanın çok büyük bir şans olduğunu düşünüyor. Bu arada İstanbul’daki kuzeni Ege’yle aralarında sıcacık bir dostluk kuruluyor. İstanbul ona o kadar şaşırtıcı ve büyüleyici geliyor ki, hiç Nice’e dönmek istemiyor; daha sormak ve öğrenmek istediği pek çok şey varken Fransa’ya dönmek zorunda kalıyor. Evlerine döndükten bir süre sonra teyzesinin oğlu Vincent dünyaya geliyor ama Daniel onun bu kadar küçük olacağını düşünmediği için az da olsa canı sıkılıyor. Yine de aralarına yeni birinin daha katılması onu çok mutlu ediyor.
Nefes Alan Yağmurluk
Dizinin son kitabı olan Nefes Alan Yağmurluk, Küçük Dedektif Daniel’in yakalandığı soğuk algınlığı ve suçiçeği hastalıklarıyla ilgili sorularına cevap araması ve öğrendikleri yardımıyla hastalıkla baş etmeye çalışmasıyla başlıyor. Kitap, Danilel‘in yaşadığı muzip olaylarla ve çocukların zengin hayal gücünden beslenen ardı arkası kesilmez sorularla, çocuklara özgü mutluluklarla sona eriyor.
Yazar Şule Tankut Jobert’in ustaca kaleme aldığı Küçük Dedektif Daniel dizisi sadece çocuklarımız için değil; okuduktan sonra biz büyüklerin de yüzlerinde sıcacık bir gülümseme bırakan bir üçleme. Küçük Dedektif Daniel dizisini okuyup bitirdikten sonra, “Yaşamımızın ilk yıllarında anne ve babalarımızı bunaltmak pahasına nasıl da etrafımızda olup biten her şeyi öğrenmeye çalışır, hiç durmadan sorular sorardık!” diye geçmişi anımsadım ben. Neden ve niçinlerimizin arkası kesilmez, nedenini öğrendiğimiz soruların peşinde mutlaka, neden diye soracak başka bir şey daha olurdu. Sonra bir gün her şeyin sebebini öğrendiğimize inanıp yaşamın aslında sıradan bir yer olduğunu düşünmeye başladık. Büyümek bu muydu sahi, hiçbir şeyi merak etmemek, her şeyi olduğu gibi kabul etmek miydi büyümek?..
Aslında pek çoğumuz çocukken Küçük Dedektif Daniel gibiydik galiba. Zamanla ve belki de çoğunlukla Daniel’in sahip olduğu anne babaya sahip olamamaktan, yitirdik sorgulama becerimizi. Şule Tankut bizlere kaybettiğimiz çocukluk sorularımızı anımsatırken, çocuklarımıza da yaşları kaç olursa olsun yaşadıkları bu evreni sorular sorarak güzelleştirebileceklerini anlatıyor.






Yorumlar
Yorumlarınızda resminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!