Onların Şeytan’ı varsa bizim Semum’umuz var…
10 Şubat 2008 · Yazicidan Cikti Al ·
Dünya sinema tarihine adını yazdıran Exorcist-Şeytan filmine benzetilen Semum gösterime girdi. Filmde ruhuna iblis giren bir kadının hikayesi anlatılıyor. Oyuncular Ayça İnci ve Burak Hakkı ile yönetmeni Hasan Karacadağ filmin Türk sinema tarihine adını yazdıracağına inanıyor… İşte star gazetesinden Serdar Akbıyık’ın röportajı…
Yönetmen Hasan Karacadağ iki yıl önce D@bbe adlı korku filminde kıyameti anlatmıştı, bu hafta gösterime giren Semum adlı filmde ise ruhuna semum giren bir kadının hikayesini anlatıyor. Semum İslam inancına göre insanın tüm gözeneklerine kadar girip, onları zehirleyen çok tehlikeli bir yaratığa verilen ad. Karacadağ’ın ‘Gerçek bir hikayeden yola çıkarak senaryoyu yazdım’ dediği filmde Burak Hakkı ve Ayça İnci rol aldı. İşte filmin yönetmeni ve oyuncularının yorumları…

Semum’un öyküsünün gerçek bir olaya dayandığı söyleniyor. Doğru mu?
Hasan Karacadağ: Evet doğru. D@bbe’yi yönettikten sonra izleyicilerden birçok mektup almaya başladım. Bu mektuplarda doğaüstü olaylar yaşadığını söyleyen insanların hikayeleri vardı. Kimi çok basit, kimi çok abartılı, belki de yalandı ama mektuplardan bir tanesi çok fazla gerçekçiydi. Profesyonelce yazılmış ve ayrıntılar detaylar çok iyi verilmişti. Bu arada daha önce yazdığım bir senaryo vardı. O senaryoda da bir yaratık bir kadının bedenini ele geçiriyordu. Bu senaryo ile mektubu gönderen kadının hikayesi o kadar uyuştu ki filmin senaryosu ortaya çıktı.
Mektubu gönderen kadınla yüz yüze görüştünüz mü?
H.K.: Görüştük tabii hatta geçen gün karabasan sahnesini izledi. Çok etkilendi.
ŞEYTAN FİLMİNE GÖNDERME…
Semum’u, Exorcist’e (Şeytan) benzetenler var. O filmi daha önce seyrettiniz mi?
Ayça İnci: Exorcist’te bir yaratık yok. Yaratığı görmüyoruz bir kadının performansı var sadece.
H.K.: Filmin genelinin Exorcist ile karşılaştırılmasını istiyorum. Biz filme ‘İslami Exorcist’ diyoruz. Zaten o film dünya sinemasına mal olmuş. Dünyada Hıristiyan kültürünün Exorcist’i varsa İslam kültürünün de Semum’u var densin istiyoruz. Ayrıca filmde bir yatak sahnesi var, bu sahneyi Exorcist’e gönderme olsun diye çektik.

İki film arasındaki fark nedir?
Burak Hakkı: Bizim filmimizin içine animasyon da giriyor. Bu filmin senaryosunu ilk okuduğumda açıkçası aklıma Exorcist gelmemişti. Filmi çektikten sonra birkaç eleştirmen böyle bir şey söylemiş, ondan sonra ‘Evet, doğru, birkaç yönü benziyor’ dedim.
H.K.: Exorcist’te bedeni ele geçiren şeytandır önermesi var. Biz ise ‘Hayır o şeytan değil Semum’dur’ diyoruz. Şeytan insanın bedenini ele geçirip öyle konuşmaz.
Ayça İnci: Zaten Semum şeytanın askeri gibi bir şey.

Batıl inancınız ya da bu tarz şeylerden korkunuz var mıdır?
A.İ.: Hayır yok. Benim eskiden olan korkularımın hepsi bu filmi çektikten sonra yok oldu. Bir korku filmi çekerek korkularımdan kurtuldum.
B.H: Benim var. Olmaz olur mu?
H.K: Benim olmasa zaten bu tarz filmler yapmam. Siz bana galiba bu varlıklara inanıyor musunuz diye sormak istiyorsunuz? Evet inanıyorum. Zaten bu kadar büyük bir kainat sadece insanlar için yaratılmış olamaz. Çünkü insan gözünün yapısını biliyorum, insan gözünün ve kulağının ne kadar aciz olduğunu biliyorum, tutup da bu kadar aciz iki organın duyusu ile hiçbir şey yoktur demek zaten saçma olur.
A.İ.: Zaten tanrıya inandığımız zaman korkular yok oluyor. Tanrıya inanmayan, bilimsel şeylere inanan insanlar bile pozitif ve negatif enerjiye inanıyorlar. Sonuçta bu Semum denilen varlığın olduğuna inanmasalar bile, bunun en azından negatif bir enerji olduğunu düşünebilirler.
Burak Hakkı: Ekonomi okudum, oyuncu oldum

Korku filmlerini sever misiniz?
Burak Hakkı.: Hayır sevmem. Bunu filmin yönetmeni Hasan Karacadağ’a da söyledim. Ben görüşmeye giderken aslında ayıp olmasın diye gittim. Hasan Bey ile tanışınca hem enerjisi ile alakalı hem de işe gerçekten hakim olması beni etkiledi. Korku filmi bir oyuncu için risktir. Ama benim rolüm o kadar ağırlıklı değildi. Aslında Ayça’nın rolü çok zor burada. Belki Ayça’nın rolü gibi bir rol olsaydı, teklifi kabul etmeyebilirdim. Çünkü o gerçekten riskli bir şey. Belli bir şeyi tutturduktan, belli bir oyunculuk kariyeri yaptıktan sonra böylesi bir rol çok tepki alabilir. Ayça’nın burada önemli bir rolü var bence.
Eski Yeşilçam’da oyuncuların çoğunluğu tiyatrodan gelirdi. Günümüzde ise oyuncular ya dizi oyunculuğundan ya da modellikten gelme. Siz modellikten gelen bir oyuncu olarak bu tartışmaları nasıl karşılıyorsunuz?
B.H.: Bu sene oyunculukta yedinci yılım. Biz yapımcıların kapısını çalıp bizi filminizde oynatın demiyoruz ki. Bize teklif geliyor. Ben 6-7 yıl ekonomi eğitimi gördüm, isterdim ki o yedi sene oyunculuk üzerine bir eğitim alıyım. Ne manken olacağımı ne de oyuncu olacağımı biliyordum. Sonuçta kısmet böyleymiş bu günlere geldik.
Ayça İnci: Güzellik kaygım hiç olmadı

Makyajla epey değiştirilmişsiniz filmde. Buna nasıl cesaret ettiniz? Türkiye’de bu tarz şeylerden genelde kaçınılır?
Ayça İnci: Ben o Türk mantalitesinde oyunculuğu düşünmem. Bir oyuncu yeri gelince çok güzel de olabilir, çok çirkin de. Benim için hiç önemli değil. Makyajım bittikten sonra elinde aynayla gezen biri değilim. Güzel ya da çirkin görünmek gibi bir kaygım hiçbir zaman olmadı, hala da yok. Ben inanılmaz keyif aldım bu filmden. Resimlerime bakınca arkadaşlarım inanamıyor, ben harika olduğunu düşünüyorum.
Siz de eskiden modeldiniz…
A.İ.: Evet, modellik yaptım, dizilerde oynadım ama eğitimimi de aldım. Resim heykel bölümünde okuyordum. Asla oyuncu olmayı düşünmüyordum, hatta oyunculuktan nefret ediyordum. Tek nedeni ise dedem Bilal İnci idi. Onunla hiç dede-torun ilişkisi kuramadım. Çünkü sürekli setlerdeydi. Bir de kötü adamı oynuyordu, arkadaşlarım hep benimle dalga geçiyordu. Bu yüzden oyunculuğu sevmiyordum. Ama hayat beni öyle bir yere getirdi ki ben okulu ikinci sınıfta bırakıp oyunculuk eğitimi almaya başladım. Sonra kendimi bir anda oyunculuğun içinde buldum ve fark ettim ki kendimi en iyi ifade etme şeklim buymuş.
Serdar Akbıyık
sakbiyik@gmail.com





Yorumlar
Bu yazi hakkinda yorum yapmak istiyorum!
Yorum yapabilmek icin uye girisi yapmalisiniz.