Mumya
3 Ağustos 2008 · Yazicidan Cikti Al ·
Meryl Streep’li müzik şöleni “Mamma Mia”, kötülük girdabı Kara Şövalye, ardından dördüncü boyutlu Mumya… Doğrusu yaz sezonu sinema açısından oldukça hareketli geçiyor. İnsanoğlunun ezeli tutkuları; güç, mevki ve ölümsüzlük… Bunlar dünya halk hikâyelerinin, efsanelerinin ve destanlarının sıklıkla işlenen temaları. İlk iki bölümü 1999 ve 2001 yıllarında gösterime giren ve söz konusu temaları işleyen Mumya’nın (The Mummy) üçüncüsü de, bu hafta sinemalarda gösterilmeye başlandı.
Çin’in 2000 yıllık fantastik kültürü çerçevesinde canlıların yaşayan ölülerle mücadelesini, iyilerle kötüler çekişmesini ilginç ve renkli aksiyonlarla aksettiren, göz alıcı manzaralar, sprütiel boyutlar içeren mekânlarını gözler önüne seren; ABD, Almanya, Kanada ortak yapımı olan film, haftanın en göz doldurucu, dikkat çekici macera filmlerinden biri.
Konusunu bir iki cümle ile anlatmak istersek şöyle; ölümsüzlüğe ulaşmak için tılsım yaptırdığı büyücü kadının lanetine uğrayan Çin’in zalim ruhlu Ejder imparatoru 10.000 savaşçısı 2000 yıldan beri Terracotta vadisindeki mezarlarında yatmaktadır. Daha önceki Mumya filmlerinden tanınan maceraperest O’ Connell ailesinin tek oğlu; arkeoloji kaşifi Alex, imparatorun mezarını arkeoloji müzesine kazandırayım derken, farkında olmadan zalim imparatoru sonsuzluk uykusundan uyandırınca ürkütücü ve ilginç macera başlar… Malum hikaye; dünyayı ele geçirmek isteyen; bu yüzden her türlü kıyımı yapan, ortalığı ateşe ve kana bulayan kötülerin kötüsü bir hükümdarla ona karşı çıkan bir avuç (nedense her çarpışmadan mizah yönlerini kaybetmeden canlarını kurtarmayı başaran, adeta ölümsüzleri oynayan) idealist kahramanın hikayesi…
Fantastik Çin kültürü ve bu kültürü aksettiren Çin sineması, oyuncularının rol icabı tutkularını kendilerine özgü derin mimikler ve pozlarla yansıtmaları, sakin görünümlerinin ardından bir sürpriz gibi ortaya çıkan hareket ve şiddet yönleriyle benim her zaman ilgimi çekmiştir. Bu yüzden Mumya filmini, bende sun’ilik ve bıkkınlık duygusu uyandıran şiddet içeren sahnelerine rağmen ilgiyle seyrettim. Bu yüzden yönetmenin prodüksiyon notları arasında yer alan; “Tarih, fantezi ve aksiyon içeren bir film için Çin eşsiz bir ülkedir. Bu filmi izleyenler Çin kültürünün ne kadar büyüleyici olduğunu hissedebilirlerse çok mutlu olacağım” sözlerine katılıyorum. Çin, binlerce yıllık tarih ve kültürüyle insanoğlunun hayal gücünün sınırlarını zorluyor. Hele araya bir de spritüel boyut da girerse…
Sabahat Emir
sabahat.emir@tg.com.tr







Yorumlar
Bu yazi hakkinda yorum yapmak istiyorum!
Yorum yapabilmek icin uye girisi yapmalisiniz.