Issız Adam

17 Kasım 2008

sabahat-emir Issız Adam Kıymet hükümleri sürekli tartışmalı, garip bir ülke burası… Onun için önemli işler yapanlar bir türlü yerli yerine oturtulamıyor. Onun için bazılarınca Çağan Irmak da özgün işler çıkaran bir yerli yönetmen olarak layık olduğu şekilde değerlendirilemiyor. Bazıları toplumun ortak yüreğini yakalayan “Babam ve Oğlum” için duygu sömürüsü yapan bir film demişlerdi. Çok anlamlı mesajlar taşıyan “Ulak” için de masallara, “efsanelere bulaştı, sembollere sığındı” dediler. Oku

Quantum Of Solace

17 Kasım 2008

sabahat-emir Quantum Of Solace Geçtiğimiz yıl Casino Royale filmindeki performansıyla dikkatleri çeken, bugünlerde gösterime giren Quantum Of Solace filminde de olağanüstü bir oyun çıkaran Daniel Graig, bence gelmiş geçmiş James Bond ‘ların en iyisi olduğunu kanıtladı. Yeni James Bond olarak ortaya çıkmadan önce, birçokları gibi gazetelerde yayınlanan resmine bakarak ben de burun kıvırmıştım. Ama bugün itiraf ediyorum; yeni filmindeki rolünü sadece mimik ve jestleriyle değil ruhuyla da oynayan; müthiş bir performans sergileyen Graig, bir zamanlar o çok beğendiğimiz Sean Connery’yi bile solluyor. Oku

Bu milleti kurtaranlar konuşuyor…

16 Kasım 2008

serdar_akbiyik Bu milleti kurtaranlar konuşuyor...Serdar Akbıyık - Kurtuluş Savaşı’na katılan son üç gazimizin anılarından oluşan Son Buluşma, Türk Sineması’nın en önemli yapımlarından biri olmaya aday. Nesli Çölgeçen’in son filmi Son Buluşma sinema adına değil bu memleket adına önemli bir yapım. Kurtuluş Savaşı’na katılıp yaşayan son gazilerimizin belgesel filmi. Nesli Çölgeçen Züğürt Ağa, Selamsız Bandosu ile zaten unutulmayacak isimler arasına yazdırdı adını ama Son Buluşma ile gerçekten büyük bir iş yaptı. İşin hem üzücü hem de filmin önemini bir kat arttıran tarafı ise filme söz konusu olan üç gazimizin de çekimlerden sonra hayatlarını kaybetmeleri. Oku

‘Death Race’: Araba yarışının ötesinde…

10 Ekim 2008

arzu_cevikalp1 Death Race: Araba yarışının ötesinde...Arzu Çevikalp - Ölümcül yarış uğruna, yaşamınız sona erseydi ne yapardınız? Düşünün ki; işten çıktınız evinize gidiyorsunuz ve karınız size yemek hazırlamış. Soyunup dökündüğünüz esnada, hiç tahmin etmediğiniz bir olayın gerçekleştiğini öğrendiniz. Bir de ne göreceksiniz; karınız kanlar içinde yerde yatıyor. Siz de yerde bulduğunuz kanlı bıçağı elinize aldınız ve sonuç belli. Artık bir suçlusunuz ve Death Race (aynı zamanda filmin adı) denilen bir hapishaneye kapatıldınız. Bizim bildiğimiz, sizin bilmediğiniz bir şey varsa o da tuzağa düşürülmüş olduğunuzdur. Eminim ki, farkında değilsiniz. Uyanın artık! Siz eski bir yarışçısınız ölemezsiniz. Yarışmalısınız. O nedenden dolayı buraya getirildiniz. Bir…iki…üç deyince başlayacaksınız. Eğer tüm yarışçıları öldürürseniz şartlı tahliye ile salıverileceksiniz. Ama tek bir kuralı ihlal etmemek kaydıyla. Bu kural ise kazada yüzü darbe alan maskeli yarışçı Frankenstein’in yerine geçmek. Oku

‘Shadows’: İki dünya arasında…

10 Ekim 2008

arzu_cevikalp Shadows: İki dünya arasında…Arzu Çevikalp - Tarihsel olarak bakıldığında; iyiliğin ve kötülüğün bilgisini taşıyan ağacın yasak meyvesinden (elma) yiyen Adem ile Havva cennetten kovularak büyük bir suç işlemişti. Soygun yapmak, insan pazarlamak, adam dövmek ve hırsızlık yapmak ve daha niceleri…”Suç işleme” başlığı adı altında toplanabilir. Bu suçlardan birini işlediğiniz oldu mu… ya da işlemeye teşebbüs ettiğiniz? Eminim çocukluğunda istemeden de olsa hırsızlık yapanlarınız olmuştur. Hani bir laf vardır ya hepimizin bildiği; “Yasak insana her zaman cazip gelir”. Aynen öyle. Düşünsenize komşunuzun bahçesinde yetişen o mis kokulu elmaları ve sizin de onu çaldığınızı… Oku

Semih Kaplanoğlu: ‘Film yapmamın anlamı: Metafizik alana geçebilmek’

9 Ekim 2008

ekim08_05 Semih Kaplanoğlu: ‘Film yapmamın anlamı: Metafizik alana geçebilmek’

Röportaj: Fatih Doğulu - Sinemalife
Türk sinemasının ‘en derin’ yönetmenlerinden, belki de en başta geleni Semih Kaplanoğlu’yla kendi sinemasını, daha doğrusu hayata bakışını konuştuk. Gösterime henüz girmeyen ‘Süt’ için asla konuşmak istememekte diretmesinde şu anlam yüklüydü: “Bilinmeyen, konuşul(a)maz.” Haklıydı; Herkes Kendi Evinde, Meleğin Düşüşü ve Yumurta’dan çıkarılacak, ‘bilindik’ bir Semih Kaplanoğlu vardı. Yalnızca onu konuştuk… İkimizin ‘nasibini’!

Oku

Mumya

3 Ağustos 2008

sabahat-emir MumyaMeryl Streep’li müzik şöleni “Mamma Mia”, kötülük girdabı Kara Şövalye, ardından dördüncü boyutlu Mumya… Doğrusu yaz sezonu sinema açısından oldukça hareketli geçiyor. İnsanoğlunun ezeli tutkuları; güç, mevki ve ölümsüzlük… Bunlar dünya halk hikâyelerinin, efsanelerinin ve destanlarının sıklıkla işlenen temaları. İlk iki bölümü 1999 ve 2001 yıllarında gösterime giren ve söz konusu temaları işleyen Mumya’nın (The Mummy) üçüncüsü de, bu hafta sinemalarda gösterilmeye başlandı.

Oku

Adana 15. Altın Koza Film Festivali

10 Haziran 2008

Sabahat Emir3-8 Haziran tarihleri arasında Altın Koza Film festivalini izlemek üzere Adana’daydım. Bu zamana kadar görmediğim Adana, benim hayalimde uçsuz bucaksız pamuk tarlalarıyla kaplı, Karacaoğlan şiirlerinin yankılandığı yeşillik cenneti bir şehir olarak yer etmişti. Ne yazık ki Türkiye’nin bütün gelişmiş şehirlerinde olduğu gibi her yanı kaplayan beton binalarla dolu bir şehirle karşılaştım; hayalimdeki o kendine özgü bir havası olan büyüleyici görüntü kayboldu. Ancak, kültür ve sanatın parlak ışığını yakaladım. Oku