sinemam.net



Eyyvah Eyvah (Sine Kritik)

08 Mart 2010 Yazan Süleyman Şatır  
Kategori Yazarlar

Sabahat Emir – Üstün oyun yeteneğiyle dünya çapında bir sanatçı olarak gördüğüm Demet Akbağ’ın hangi filmi olursa tereddütsüz giderim. Buna bir de ustalıklı mimik kullanışları, doğal oyunculuk vasfıyla Ata Demirer ve uyumlu bir oyuncu kadrosu, bir de Fahir Atakol ve Serkan Çağlar müziği eklenince ne olur? Harika bir film ortaya çıkar. İşte böyle  belden aşağı küfürlere rağbet etmeyen bir komedi Eyyvah EyvahDevamını oku

Eşrefpaşalılar (Sine Kritik)

08 Mart 2010 Yazan Sabahat Emir  
Kategori Haberler, Yazarlar

Sabahat Emir – Geçmiş yıllarda TRT 1 kanalında yayınlanan, beğeniyle seyrettiğimiz “Küçük Ev” dizisindeki  rahip modeli, köy halkının sorunlarını çözmede, birlik ve ahengi sağlamada önemli bir rol oynuyordu. İşlerin çığırından çıktığı bozuk bir düzende nasıl bir din adamına ihtiyacımız var sorusunun cevabını aramanın, senaryo yazımında temel kaygı ve amaç olduğu kanaatine vardığım Eşrefpaşalılar’ı seyrederken o rahibi hatırladım. Devamını oku

Recep İvedik 3 (SineKritik)

01 Mart 2010 Yazan Sabahat Emir  
Kategori Haberler, Yazarlar

Sivri karakter köşeleriyle XL bedenli hayvansı bir komedyen  tiplemesi olarak Recep İvedik üçüncü defa karşımızda.

Eskiler “böyle başa, böyle tarak” derler ya, vahşi kapitalizmin yozlaştırdığı, egoları şişirdiği, maddenin gözleri kör ettiği bir topluma böyle bir komedyen yaraşıyor doğrusu… Onunla kusmuklar, safralar atılıyor, yerleşik kurallara restler çekiliyor, öfkeler patlatılıyor. Toplumda tartışma seviyesine paralel olarak isyanlar, kulak patlatan şikayetler, haysansı çığlıklar atılıyor… Devasa bir boşalım mekanizması çalışıyor yani… Film, gişelerde hasılat rekorları kırıyor. Ama İvedik’in bu üçüncü filminde komedyenlik değil, gerilim baskın çıkıyor. Film biter bitmez  kulaklarda dayanılmaz akisler bırakan böğürmelerden uzaklaşmak için salondan kaçarcasına çıkıyorsunuz. Devamını oku

İfakat: Uçuruma Yürüyen Kadınlar

14 Şubat 2010 Yazan Sabahat Emir  
Kategori Belgesel, Haberler, Manşet, Yazarlar

Sabahat Emir – Şu anda ismini hatırlayamadığım bir gezgin yazar; “20 yüzyılda Anadolu kadının işlerini yapabilecek bir makine icat edilmemiştir” diyordu. Bu sözün Anadolu kadınının gücünü, çalışkanlık ve feragatini ne kadar iyi anlattığını bilirdim. Ama yönetmenliğini Orhan Tekelioğlu’nun Karadeniz kadınlarının zorlu yaşamını gözler önüne serdiği İfakat Belgeselini seyrettikten sonra  daha iyi anladım. İnsan, Karadeniz’in muhteşem ama bir o kadar hırçın ve zorlu doğasında yalnız kadınların yaşam mücadelesini görünce kendi yaşamının şikayetlerinden vazgeçiyor. Hatta lüks buluyor. Devamını oku

Yahşi Batı’nın ardından…

09 Şubat 2010 Yazan Sabahat Emir  
Kategori Haberler, Yazarlar

Sabahat Emir

Bir konuşmasından anladığım kadarıyla Cem Yılmaz, film eleştirilerinde “içimizden biri”, “bizi anlatıyor, “sıcak, samimi” türü ifadeler kullanılmasından hoşlanmıyor. Tabii ki Yahşi Batı için bu ifadeleri kullanmayacağım. Ancak, Yılmaz’ın en başarılı filmi diyebileceğim, benim de bu tür  ifadeleri rahatlıkla kullandığım “Her Şey Güzel Olacak”filmidir. O zamanki gazete yazımda filmi bu ifadelerle övdüğümü hatırlıyorum. Devamını oku

Cennetimden Bakarken

04 Şubat 2010 Yazan Sabahat Emir  
Kategori Haberler, Manşet, Yazarlar

Sabahat Emir

Yönetmenliğini Peter Jackson’ın yaptığı Cennetimden Bakarken isimli film, bence sezonun en ilgi çekici filmlerinden biri. 14 yaşındayken bir psikopat tarafından öldürülen Susie’nin, (dünyevi bedeninden sıyrılmış olarak) sanki bir rüya halindeymiş gibi kendi ağzından anlattığı hikaye çerçevesinde dünya ile öte-alem arasındaki gizemli bağı; daha doğrusu şöyle diyelim; iç içe geçmişliği (seyircinin anlayış kapasitesini ve muhayyelesini zorlayarak) olağanüstü görsel efektlerle gözler önüne serdiği film gerçekten çok çarpıcı. Devamını oku

Armored – Av

04 Şubat 2010 Yazan Ahmet TÜRKYILMAZ  
Kategori Haberler, Manşet, Yazarlar

Bir arkadaşımın ağzından sohbet esnasında çıkıvermişti laf; “bugünlerde kardan bile adam oluyor”… demişti. Etrafına örnek olabilecek davranışlar sergileyebilmek, doğru – dürüst yoldan ilerleyebilmek, yalana, dolandırıcılığa kaçmadan alnının akıyla para kazanıp, kazandığın kadar harcayabilmek, arkadaş – toplum baskısına dayanabilmek, iyiyi – doğruyu seçmek asıl olan değil mi hayatta ?..  Bu filmde işte bu saydığım özellikleri bünyesinde barındıran bir karakteri “adam gibi adamı” izleyeceksiniz…  Fimdeki bu kişi: Ty… Devamını oku

Kasabanın Yenisi – (Ahmet Türkyılmaz)

01 Şubat 2010 Yazan Ahmet TÜRKYILMAZ  
Kategori Yazarlar

Eğer küçük bir kasabada yaşıyorsanız ve artık bir birey olup kendinizi geçindirmek istiyorsanız; ayaklarınızın üzerinde durmaya çalışmalısınız. Ama fakat söz konusu gelir elde edip, geçiminizi sağlamak olunca; yaşadığınız kasabadaki mevcut şartlardan yararlanmanız gerekir. Örneğin istihdam kısıtlı olabilir; mesela yaşadığınız kasabada üretim yapan sadece bir fabrika vardır… Ve siz para kazanmak için o fabrikanın bir çalışanı olmanız gerekir ki bahsi geçen o ayakların üzerinde durabilesiniz… Devamını oku

Beyond A Reasonable Doubt – Bütün şüphelerin ötesinde…

19 Ocak 2010 Yazan Ahmet TÜRKYILMAZ  
Kategori Haberler, Yakinda, Yazarlar

Politikaya atılıp, valiliğe adaylığını koymayı düşünen, ünlü, başarılı, hırslı ve gereğinden fazla mükemmel bir bölge savcısı ve onun davalarını ve geçmişini araştıran çaylak bir gazeteci ve bunların arasında kalan genç, güzel savcı asistanı… İlk davasına girmeye hazırlanan avukat ve kendini kanıtlamaya çalışan bir haberci birlikteliği.. Hırslı savcı rolünde: Michael Douglas.. Genç gazeteci rolünde: Desperate Housewives dizisinden tanıdığımız, Jesse Metcalfe.. Genç ve güzel asistanımız ise: The Russell Girl (2008) televizyon filmiyle adını duyurmayı başaran, Amber Tamblyn… Devamını oku

Adalet Peşinde / Law Abiding Citizen (Ahmet Türkyılmaz)

07 Ocak 2010 Yazan Ahmet TÜRKYILMAZ  
Kategori Haberler, Yazarlar

Filmi izlemeden kendinize şu soruları sormanızı istiyorum;

- Biraz adalet hiç olmamasından iyi midir?
- Hukuki sonuç, ya evet ya da hayır mı olmalıdır?
- Yargının adalet dağıtması gerekmez mi?
- Adil olmayan yargı insani katil eder mi?
- Mahkeme salonunu daha önce hiç görmeyen birisi, yargı erkini yola getirmek için avukat ve savcılarla ne kadar mücadele edebilir ki? Devamını oku

Turnuva (Ahmet Türkyılmaz)

03 Ocak 2010 Yazan Ahmet TÜRKYILMAZ  
Kategori Haberler, Yazarlar

Senaryoya göre; yedi yılda bir, dünyanın herhangi bir yerinde, belirli sayıdaki suikastçiler arasında turnuva düzenlenir. Filmdeki turnuvanın gerçekleştiği ülke İngiltere… Middlesbrough sokaklarındaki kameralar sayesinde tüm şehir gözleniyor. Gözlemin yapıldığı yerde toplanan ve kazanacak kişiye bahis yatıran oyuncular, kameralar sayesinde turnuvada kapışan suikasçileri 24 saat boyunca bir film izler gibi gözetliyorlar. Devamını oku

Avatar (Sabahat Emir)

22 Aralık 2009 Yazan Sabahat Emir  
Kategori Haberler, Yazarlar

Sabahat Emir

Çağımız, uzay çağı. Üzerinde yaşadığımız mavi gezegeni bitip tükenmek bilmeyen hırslarımızla, sorumsuzluklarımızla batırdık. Şimdi, bütün dikkatimizi, umutlarımızı uzaya çevirmiş durumdayız. Uzayda yaşanılacak gezgen varmış, yokmuş, ne gam! Olmasa bile hayalimizde yaratıyoruz. Bunu beyazperdede gerçekleştirmek de her babayiğitin harcı değil. Devamını oku

Başka Dilde Aşk (Sabahat Emir)

20 Aralık 2009 Yazan Süleyman Şatır  
Kategori Haberler, Yazarlar

Sabahat Emir

Film önce ismiyle dikkat çekiyor. Jenerikte bir Amerikan havası hissediyorsunuz. Hızlı tempo. İstanbul’da ailelerinden ayrı yaşayan, akşamları barlara, partilere takılan, birayı şişelerde içen, gözüne kestirdiğini evine götürüp de kapı kapanır kapamaz ihtirasla kucaklaşıp öpüşen, karmaşık aşk ilişkileri yaşayan gır gır, şamata havası içinde bir gençlik… Peşin hükümle tamam diyorsunuz, içimizdeki Amerika’yı seyredeceğiz, yine kendimizin dışına çıkacağız… Bilinçaltında da bir soru aşkta başka bir dil nasıl bir şey? Devamını oku

Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi (Sabahat Emir)

14 Aralık 2009 Yazan Sabahat Emir  
Kategori Manşet, Yazarlar

Sabahat Emir

Michael Moore, şüphesiz dünyanın en ünlü belgesel yönetmenlerinden biri. Bir Oscar töreninde, milyarlarca TV seyircisinin gözleri önünde ABD’nin Irak’ı gayri meşru işgalini protesto için “Utanmalısın Bush” diye haykırışını duyduğumdan beri o, benim için bir cesur yürek. Dünyaya hükmetmeye çalışan içten çürümüş bir devin ipliğini pazara çıkarmak her babayiğitin harcı değil. Devamını oku

Kıskanmak (Sabahat Emir)

22 Kasım 2009 Yazan Sabahat Emir  
Kategori Yazarlar

Sabahat Emir

Çeşitli TV kanallarında Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü gibi Türk Edebiyatı’nda önemli yeri olan dönem romanlarının, sınırsız sorumsuz bir anlayışla günümüze uygulanarak Dallas dizilerine döndürüldüğü bir devirde, yönetmen Zeki Demirkubuz’un yine Nahit Sırrı Örik’e ait bir dönem romanından, beyaz perdeye uyarladığı Kıskanmak filmi, öncelikle döneme, yazarına, kullanılan dile ve emeğe saygı açısından takdire değer düzgün bir film. Olay örgüsü ve işlenişi yönüyle yerli filmler açısından sezonun başarı grafiği yüksek filmlerinden biri diyebileceğim Kıskanmak’ın konusu şöyle: Devamını oku

2012 (Sabahat Emir)

17 Kasım 2009 Yazan Sabahat Emir  
Kategori Yazarlar

Sabahat Emir

2012, bugün merakların üzerine kilitlendiği bir tarih. Bu yılda ne olacak? Bazılarının dediği gibi yerlerde sürünen bilinçler yükselip insanlık, “Altın Çağ” adı verilen yeni bir devreye mi girilecek, yoksa gerçekten İsrafil’in sur borusunu üflemesiyle kıyamet mi kopacak?  Çıkar savaşlarından, terör olaylarından, giderek artan yoksulluk ve sefaletten umutsuzluk batağına saplanmış dünya insanları şimdi bununla meşgul. Ortalığa derin bir beklenti hâkim. Hani, ille bir beklenti seçimi yapmak gerekirse, bendeniz dünyanın kozmik toz bulutlarından oluşan foton kuşağının içine girmesiyle insanların kısa süreli bir uyku hali ve arınmadan sonra yeniden uyanacağı inancına dayanan “Altın Çağ” adı verilen bir devrenin başlamasını temenni ederim. Her neyse şahsi tercihlerimizi bırakalım, konuya devam edelim. Üretilen çeşitli kehanetlerle insanların merakı körükleniyor; yayınlar yapılıyor, harıl harıl kitaplar yazılıyor. Tabii bunların sonucunda bir kar payı ortaya çıkıyor. Kapitalizmin paraya çevirmediği ne var ki? Ancak, herkes kendine göre bir kehanet üretirken astrologların ve bilim adamlarının sessiz kalmaları ilginç. Devamını oku

L’ennemi Public No.1 Part 2 / Ölümcül İçgüdü 2 (Yiğit Kulan)

11 Eylül 2009 Yazan Yiğit Kulan  
Kategori DVD-Bluray, Yazarlar

Yiğit Kulan – Bu film de birincisi gibi müthiş ve heyecan uyandırıcı.Karakterler tamamı ile büyüleyici ve çok dokunaklı. Filmde Vincent Cassel’in oyunculuk hayatındaki en iyi performanslarından birine şahit olmaktayız. Kariyerinin en üst noktasında olduğunu izleyicilere göstermekte.

Ölümcül iç güdü 2 de film birincisine oranla daha çok aksiyon göze çarpmakta. Fransız film izlemekten sıkılmıyorsanız kesinlikle Amerikan işi  birinci sınıf aksiyon filmlerini aratmayacak şekilde kurgulanmış ve başarıyla çekilmiş. Filmin başrol oyuncusu Vincent Cassel ve ona eşlik eden Mathieu Amalric ,ludivine Sagnier, Samuel le Bihan oyunculukları ile göz doldurmakta. Sex, aksiyon ve adrenalin eğer sizde bunlardan en az birini seviyorsanız kaçırmamanız gereken bir DVD.

İyi seyirler…

Her anne katildir biraz da… Severek öldürür çoğunlukla…

06 Eylül 2009 Yazan Deniz Keziban Çakıcı  
Kategori Yazarlar

Deniz Keziban ÇAKICI / Türkolog-Psikopatolog / Sinemalife / L’amour Caché (Gizli Aşk)
Toplumların genelinde tabu olan, insanın tarihi kadar eski, az ya da çok ama hepimizi ilgilendiren bir soruna değiniyor Gizli Aşk filmi, Fransa-İtalya yapımı bir dram. Isabelle Huppert (Danielle), Greta Scacchi (Psikiyatrist Madeleine Nielsen), Melanie Laurent’in (Sophie) ön planda olduğu bir Alessandro Capone yakın portre çekimi. L’amour caché (Gizli Aşk) Fransa’da, 5 Ağustos 2009 tarihinde gösterime girdi. Birçok eleştirmen tarafından çöpe atıldı film. Böyle olmasında, psikoloji terminolojisinin yeterince bilinmemesinin payı olduğunu düşünüyorum ben. Bu nedenle de konuya, filmin içeriğini fazlasıyla aşacağını bildiğim bir açıdan bakmak istiyorum. Devamını oku

Secret Defence / Devlet Sırrı (Ahmet Türkyılmaz)

04 Eylül 2009 Yazan Ahmet TÜRKYILMAZ  
Kategori Yazarlar

Filmde, ülkelerin terörist eylemlerle başa çıkabilmek için kurdukları gizli istihbarat birimleri ile terör grupları arasındaki ilişki konu ediliyor. Terör grupları ile istihbarat teşkilatları arasındaki kendilerine hizmet edecek insan bulma benzerliği dikkat çekici!.. Filmde, *Ajan* diye tabir edilen kişinin eğitim aşaması ve bağlı bulunduğu gruba sadakat etme zorunluluğu ile *terörist* diye adlandırdığımız kişilerin terörist eylemler yapmak üzere eğitimi ve grup adına gözünü kırpmadan herşeyi yapmaya nasıl ikna edildiği anlatılmaya çalışılmış… Özetle, Devlet Sırrı filmi, gizli servis ile terör örgütü arasında yaşanan bir savaşı konu alıyor. Gizli servis, terör örgütünü etkisiz hale getirmek için kendi insanlarını kullanıyor. Bu uğurda eğitilen bir kaç kişi zamanla gizli servis ve terör örgütü arasında kalıyor ve psikolojik olarak hangi tarafın haklı hangi tarafın haksız olduğunu sorgulamaya başlıyor. Devlet Sırrı, görsel olarak izleyicisinden iyi not alabilecek bir Fransız filmi.

Filmde, terör faaliyetlerinin islam dünyasıyla uzaktan-yakından bir ilişkisi olmamasına rağmen; terörizmin sadece Arap-Müslüman kökenli insanlara bağlanmaması gerektiği yönünde didaktik bir yaklaşımla da karşılaşıyoruz. Ama Fransız bir gencin terör teşebbüsünde bulunmak üzere müslümanların arasına karşması ve terör eğitimini yine müslümanlardan alması düşündürücü… Son dönem dünya sinemalarında sık sık karşılaştığımız gibi bu filmde de terör ile islam dünyası arasındaki ilişki dikkat çekiyor… Bu beni üzdü… ama fakat uluslararası terörizmin faaliyetlerinin altında sadece müslümanların olmadığı vurgusunun yapılması da sevindirdi…

Kendinize özgü yorumlarınızı yapabilmeniz için filmi izleyin diyorum…

İyi seyirler…

Obsessed (Ahmet Türkyılmaz)

29 Ağustos 2009 Yazan Ahmet TÜRKYILMAZ  
Kategori Yazarlar

Film, bir şirkete geçici olarak çalışmak üzere gelen sevimli, hoş ve seksi bir kızın (Lisa); şirketteki başarılı, evli ve çocuklu idari başkan yardımcısı (Derek) ile karşılaşmasıyla başlıyor. Derek Charles, evli ve bir oğlu olan, terfi almış varlıklı ve başarılı üst düzey bir yönetici. Ve başarılı kariyerinin yanı sıra karısı Sharon ile de mutlu bir evliliği var. Şirkete gelen Lisa, asansörde karşılaştığı Derek’e ilk gün kafayı takıyor. Derek ile aralarında yaşanan küçük flörtleşmeleri farklı şekilde algılayan Lisa, zincirlerini kırmış vaziyette adamı ele geçirmek istiyor. Derek’le birlikte olmayı zamanla takıntı haline getiriyor ve Derek’i elde etmek için şiddetini arttırarak her yola başvuruyor. Karısını ve çocuğunu hatta adamın kendisine kurduğu yaşamı kıskanmaya başlıyor…

Ailesine çok bağlı bir işadamını çileden çıkarmaya çalışan Lisa, adamı elde edemedikçe çileden çıkıyor. Saplantılarını dışa vurmaya başlıyor… Hakkında edindiği bilgilerle Derek’i sürekli rahatsız ediyor. Karısına (Sharon) belli etmemeye çalışan masum işadamı (Derek) kuşkularla yaşıyor. Derek’in aile ve iş hayatı kontrolü dışında gelişmeye başlıyor. Lisa işten ayrılıyor ama Derek’in peşini bırakmıyor… Derek, bir otelde iş tolantısındayken odasına girip çırılçıplak yatağına uzanıyor ve ertesi gün hastanede midesi yıkanarak kurtulacak şekilde hap içiyor. İntihar dedektif tarafından araştırılıyor. Bu olaylar nedeniyle aslında tamamen masum olan işadamı (Derek) karısıyla (Sharon) boşanma noktasına kadar geliyor… İlişkilerini gözden geçirmek isteyen çift bir müddet ayrı yaşıyor. 3 ay boyunca evden uzak kalan Derek, sık sık oğlunu (Kyle) görmeye geliyor ama Sharon’la konuşmuyorlar… 3 ay sonra herşey düzelmek üzereyken genç kız (Lisa) yeniden ortaya çıkıyor…

Bir kadının mutlu mesut bir yuvayı nasıl dağıtabileceği çok güzel bir şekilde yansıtılmış; gerçekten aşkla seven karı-kocanın birbirinden kolay kolay vazgeçmeyeceği de…

Allah böylesi takıntılı kadınlardan korusun!

İyi seyirler…

Sonraki yazılar »